Türkiye’nin En Şirin Şelalelerinden Tarsus Şelalesi

Her yerinden ayrı bir tarih fışkıran bu şehrin var olduğu günden beri akan ve birçok imparatorluğa tanıklık eden bu şelale günümüzde akmaya devam eder. Türkiye’nin en şirin şelalelerinden Tarsus şelalesi kaynağını Toros dağlarından alır bu şelale dağdan hızla indiği için Tarsus’un sıcağına yenilmez ve soğukluğunu korur. Bu yüzden Tarsuslular nemli yaz akşamlarını şelaleden gelen esintilerle geçirmek ister.

Kısaca tarihine bakmak gerekirse kaynağını Bizans İmparatorluğunun Justisyen zamanına kadar gittiği görülmektedir. (M.S. 527-565) Justinyen akan nehrin şehre zarar verebileceğini düşünerek nehrin önüne set yaptırır ve engellenen su eski bir Roma mezarlığının üzerinden geçer, böylelikle suların az da olsa çekildiği yaz mevsimlerinde antik Roma medeniyetinin mezarlarını da görme fırsatını yakalamış olursunuz.

 

Kydnos’a adı verilen bu şelaleye Halife Memun zamanına geldiğimizde ise adı değiştirilerek El-Baradan ismi verilmiştir. Tarihi boyunca birçok kez değişikliğe uğramış bu sözcük de günümüze Berdan olarak gelmiştir ve hala öyle bilinmektedir. Büyük İskender’in Berdan suyundan yıkandıktan kısa bir süre zatürreye kapıldığı ve Suriye de öldüğü de bilinmektedir.

Günümüz de Tarsus Şelalesine girdiğiniz zaman yöre halkı ve belediyesi için önemini hiç kaybetmemiş olduğunu görürsünüz. Etrafındaki ağaçlandırmalar, restoranlar ve parklandırma çalışmaları şehri için önemini vurgular niteliktedir. Şelale etrafındaki belediye çalışmaları sadece bunlarla bitmez parkın içerisinde girdiğiniz zaman bize çok daha yakın gelen bir isim sizi selamlamak için oradadır: Karacaoğlan birçok şehrin gezgini âşık ozan sazı elinde meşhur heykelini ve Behçet Kemal Çağlar’ın şiiri sizlere eşlik eder.

 

Tarsus da geleneksel hale gelen Tarsus Uluslararası Karacaoğlan Şiir Akşamları da burada yapılmaktadır. Çok medeniyetler görmüş tarihiyle hiç bitmeyen serin suyu ve coşkusuyla Tarsus Şelalesi kent içerisindeki en görülesi mekanlardan biridir.